
Genç Peygamber
Kutsal Kitap, Birinci Samuel, 3. bölüm
İsrailliler Vadedilmiş Topraklar’a yerleşip orada yıllarca yaşadılar. Kendilerine evler yaptılar, toprağı ekip biçip üzüm bağları diktiler. Aynı zamanda topraklarını düşmanlardan korudular. Buluşma çadırına ‘Mabed’ diyorlardı, çadır şimdi dağda bulunuyordu. Üzerlerine On Emir’in yazıldığı tabletleri bu
çadırda muhafaza etmişlerdi. O zamanlar kırlarda dolaşıyor, göçebe hayatı sürüyorlardı. Halk ne zaman Tanrı’ya dua etmek ya da adak adamak istese buluşma çadırına giderdi.
Kâhin Eli mabedin kapısında oturuyor, gelen insanları izliyordu. Yaşından dolayı artık kâhinlik yapamıyordu, bu işi oğulları yerine getiriyordu. Ne yazık ki onlar Tanrı’ya itaat etmiyor, kötülük yapıyorlardı. Eli’nin bundan haberi vardı. Buruk bir şekilde onların yanlış davranışına dikkat çekti, ama oğulları babalarının sözünü hiç dinlemediler.
Bir gün, bir kadın elinden tuttuğu bir çocukla Eli’ye geldi. Şöyle dedi:
“Merhaba! Ben Hanna. Beni hatırladın mı? Birkaç yıl önce burada mabedin önündeydim. Tanrı’ya bana bir oğul versin diye dua etmiştim. O zamanlar umutsuzluk içindeydim. Nasıl ağlayıp feryat ettiğimi hatırladın mı? Ama şimdi mutluyum. Bu benim oğlum.” Kadın oğluna şefkatle baktı ve sözlerine şöyle devam etti: “O zaman sen bana Tanrı’nın duama cevap vereceğini söylemiştin. Oğlumun adı Samuel. Sizinle kalmalı. Rab’be hizmet ederken size yardım eder. Rab’be bir söz verdim, oğlumu O’na adamak istiyorum.”
Eli şöyle dedi: “Tanrı seni kutsasın, Samuel. Benimle gel. Sana kalacağın yeri göstereceğim.”
Eli’ye yardım etmek Samuel’in hoşuna gitti.
Bir gece Samuel yorulmuş, kutsal sandığın yanında uzanmış, uykuya dalmıştı. Aniden birinin adını seslenmesiyle uyandı.
Samuel, “Ne oldu?” diye seslendi.
Cevap gelmedi. Samuel kalkıp Eli’ye koştu.
“Beni mi çağırdın?” diye sordu.
Eli, “Hayır, ben çağırmadım. Haydi git uyu” dedi.
Samuel, “Ne garip” diye düşündü. Gidip uyudu.
Çocuk, “Samuel!” diyen sesi yine duydu ve korkudan irkildi.
Hızla Eli’ye koştu.
“Şimdi beni çağırdın, değil mi?” dedi.
Eli başını salladı. “Hayır, seni ben çağırmadım oğlum. Yatağına git!” dedi.
Samuel tekrar uykuya daldı. Yeniden birinin yüksek sesle ismini seslendiğini duydu.
Samuel, “Yanılmış olamam” diye düşündü ve Eli’ye koştu.
“İşte buradayım Eli! Bir şeye mi ihtiyacın var?” dedi.
Kâhin, Samuel’e seslenenin Tanrı olduğunu anladı.
Şöyle dedi: “Git uyu Samuel. Tanrı sana isminle seslendiğinde, ‘Konuş ya Rab, kulun dinliyor!’ dersin.”
Samuel sessizce yatağına döndü ve beklemeye başladı. “Samuel, Samuel!” diyen ses bir kez daha duyuldu.
Samuel titreyen bir sesle yavaşça şöyle cevapladı: “Konuş, Rab, kulun dinliyor!”
Tanrı ona şöyle dedi:
“Ben Eli’nin ailesini yargılayacağım. Oğullarının, yaptıklarından dolayı Tanrı’ya saygısızlık ettiklerini biliyordu. Buna rağmen onları durdurmadı. Bu yüzden onu da cezalandıracağım. Oğulları aynı gün ölecek.”
Tanrı’dan bu korkutucu haberi duyunca Samuel sabaha kadar gözünü kırpmadı. Güneş yükseldiğinde, Samuel mabedin kapılarını açtı.
Eli ona, “Tanrı dün gece sana ne dedi?” diye sordu.
Samuel cevaplamaya tereddüt etti. Rab tarafından kendisine bildirileni Eli’ye söylemeye korktu. Ama sonra Eli’ye her şeyi anlattı. Kâhin bir süre sessiz kaldı, sonra başını eğip kederle şöyle dedi: “Eğer Tanrı öyle dediyse, yapsın. O Rab’dir.”
Birkaç yıl içinde, Tanrı’nın Samuel’e dediği her şey gerçekleşti.
Samuel büyürken Rab’bin hep kendisiyle birlikte olduğunu hissetti. Bütün İsrail Samuel’in Tanrı’nın peygamberi olarak onurlandırıldığını öğrendi. Rab Samuel’e önemli gerçekler açıkladı. Samuel de bunları halka bildirdi.
Sohbet için sorular
3 soruTanrı neden Eli’den memnun değildi?
Rab Samuel’i kaç kez çağırdı?
Tanrı Samuel’e ne dedi?